Samsun

1928-1938 yılları arasında Avusturyalı Heykeltıraş Heinz Kreppel tarafından yapılmıştır. 19 Mayıs 1919’un anısına yaptırılan bu anıtın kaidesinin dört bir tarafında Milli Mücadeleyi vurgulayan figürler mevcuttur. İlimizin amblemi haline gelen bu anıt Dünyada ikincidir.

Samsun'da turizmin vazgeçilmez üçlüsü denizin, kumun, güneşin yanısıra artık birçok insanda tutku halini almış alternatif turizm aktivitelerinin gerçekleştrildiği alanları içiçe bulabilirsiniz.

Yakakent'ten Terme'ye kadar uzanan sahil bandı üzerinde çok güzel kuma sahip geniş doğal plajlar denize girmek için idealdir. Yakakent Çamgölü mevkiinde çam ormanlarıyla kaplı yemyeşil tepeler, masmavi sulara iner. Eşsiz güzellikteki sahili ile denizle içiçe bir yaşamın sürdürüldüğü şirin bir kıyı kasabası olan Yakakent'de gün batımı ise gerçekten görülmeye değer güzelliktedir. Terme ilçesi bir de tarihin ilginç ve çekici savaşçı kadınlarının yaşadığı yer olarak bilinir.

Sahil bandı üzerinde Alaçam, Bafra ve 19 Mayıs ilçelerimizin topraklarının bir bölümünü kaplayan Kızılırmak Deltası sulak alanı, flora ve faunasıyla ülkemizin eko-turizm alanında en ilginç köşelerinden biridir.

Deltada, 19 Mayıs ilçesi, yörükler mevkiinde ilkbaharda tabanı tamamen suyla kaplanan yaprakdöker ağaçlardan oluşmuş Galeriç ormanı yaban hayatı açısından oldukça ilgi çekicidir.

Samsun, termal turizm açısından da oldukça önemli merkezlere sahiptir. Havza ve Ladik kaplıcaları ikibin yıldan beri bilinen sağlık merkezleridir. Havza 25 Mayıs Termal Tesisleri turizm bakanlığınca Termel Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Ladik'deki Hamamayağı kaplıcası ise ülkemizdeki birinci derecede önemli ve öncelikli kaplıca merkezlerindendir. Radyoaktif özellik gösteren Ladik kaplıca suları, organizma üzerinde uyarıcı etki yapar. Bu nedenle bu suya GENÇLİK SUYU adı verilir. Havza ve Ladik'deki kaplıca sularının başta romatizmal hastalıklar olmak üzere, kadın hastalıkları, sinirsel hastalıklar, eklem hastalıkları ve kireçlenme gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etki yaptıkları tıbbi olarak da kanıtlanmıştır.

Samsun'un yaylaları da diğer karadeniz yaylaları gibi; yeşili, temiz havayı ve sessizliği özleyenlere kucak açmaya hazırdır. Samsun'dan yaylalara ulaşmak oldukça kolaydır. yaylaların yolları aracınızla bile kolaylıkla gidebileceğiniz durumdadır.

Ladik-Akdağ yaylaları, Vezirköprü-Kunduz dağı yaylaları her mevsim farklı güzellikleri barındırırlar. Kunduz yaylalarının orman dokusuyla içiçe oluşları ve ormanların Altınkaya Baraj Gölüyle birleşmesi bölgeye bambaşka bir güzellik kazandırmaktadır. Burası yayla turizminin yanısıra doğa yürüyüşleri, su sporları, balık avcılığı, motor gezileri, çim kayağı, yamaç paraşütü ve kampçılık için son derece elverişli alanlara sahiptir. Bölgedeki Orman İşletme tesisi ise yaz kış gelenlerin dinlenme ve konaklama ihtiyacını karşılamaktadır. Ancak tesislerde önceden rezervasyon yaptırmak gereklidir.

1997 Yılından itibaren Ladik-Akdağ yaylalarında Yayla şenlikleri de düzenlenmeye başlanmıştır.

Samsun doğal güzelliklerinin yanısıra tarihi alanlarıyla da dikkat çekicidir. Paleolitik dönemde yerleşim yeri olarak kullanılmış, Tekkeköy mağara-kale yerleşimleri; M.Ö. 5000 yıllarından bu yana sürekli yerleşim yeri olarak kullanılagelmiş, Bafra ikiztepe ve bugün bile sularını, galerilerini, merdivenlerini, görebileceğimiz 3000 yıl öncesinden gelen Kızılırmak Vadisindeki Asarkale; Paflagonlara ait kaya mezarları, Amazonların yaptığı ileri sürülen Garpu kalesi görülmeye değerdir.

Samsun'da Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerini de görebilirsiniz. Çarşamba'daki Göğçeli Cami bunlardan en ilginç olanıdır. Yapımında hiç çivi kullanılmamış olan yapı, kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık 800 yıldır sapasağlam ayakta kalmıştır

EVLİYA ÇELEBİ

1645 Yılında Samsunu ziyaret eden Evliya çelebi Samsun hakkında şunları yazmıştır. Canik toprağında voyvadalıktır. Emanettir 150 Akçalı kazandır. Yeni çeri serdarı, kethüdası, kale dizdarı ve neferleri vardır. Halkı tümüyle gemici ve kendirci olup, avam takımı yoktur. Fakat pekça temiz giyer. Şehir, Sinop tarafına düşer. Kalesi deniz kıyısında sağlam bir taş yapıdır. ııı. Mehmet (eğri fatihi) döneminde ruslar bu kaleyi istila edip bazı yerlerini yıkmış iseler de sonra yine onarılarak müstevhi edilmiş ve neferler konmuştur. Yetmiş kulesi iki bin bedeni vardır. Samsun şehrinin suyuna (kanavkariz) derler, lezzetli bir sudur. Evleri kiremitli, bağlı, bahçelidir. Medrese , imaret darülhadis gibi şeyleri yoktur. 7 tane sübyan mektebi vardır. Açık yerdir ama yine demir atılabilir. Dağlarında yaban üzümü, nar rengi armut turşusu meşhurdur. Nice bir fıçılarla istanbula getirilir. Gemi palavaraları için kendir ipleri ise dünyaya yetecek kadar çaktur.

KATİP ÇELEBİ

Samsun Karadeniz kıyısında Kefe'nin tam karşısında ünlü ve görkemli bir kasabadır. Amasya suyu kasabanın doğusundan geçerek denize dökülür. Samsun'un güneyindeki dağ bir yay çizerek batıdan ve doğudan denizle birleşir. Samsun bu silsilelerin oluşturdığu yarım çember ile karadeniz arasında alçak bir düzlüktür. Kayada eski yapı olarak bir kale ve kalenin içinde camiler, hamamlar ve çarşı vardır. Yörenin bir özelliği bir kaç ev bir araya getirilerek küçük bir yerleşim oluşturulmasıdır. Böylece 3-4 evi içeren, birbirinden uzağa serpilmiş öbeklere mahalleler adı verilir.

J . MACDONAL KİNNEİR

1813- 1814 yıllarında Anadoluyu gezen İngiliz seyyah J. Macdanol Kinneir ise; koy kenarında ağaçlıklar arasında kurulmuş güzel bir samsun manzarasından bahisle; şehrin etrafını Türkler tarafından inşa edilmiş olması lazım gelen bir sur ile çevrili olduğunu, beş hamamı ve büyük bir hanı bulunduğunu, nüfusunun 2000 olduğunu anlatmaktadır.

MOLTKE

Samsun pek hoş, eski bir ceneviz kalesi, birçok güzel yapılı Türk konağı, birkaç taş cami ve han uzaktan göze çarpıyor. Bütün kasaba bir zeytin ormanıyla çevrili bu zeytinlikler dağı kaplıyor ve köşkler ve bahçeler, evler görülüyor. Tepenin doruğunda bir köy var. Onun arkasında da 3000 ayak kadar yüksek ormanlık dağlar diziliyor.

Öğleden sonra limanın ve çevrenin planını almak için faydalandım. şehrin çeyrek mil küzeyinde eski bir mendirek harabesiyle kazanılan temeller buldum; bunlar dev gibi iri yontma taşlardan yapılmıştı. Bunların arkasındaki tepe eski sur kalıntılarıyla çevrilmişti. Daha ilk çağlardan beri adı fenaya çıkan karadeniz ne çok fırtınalıdır, ne de bizim Baltık denizi gibi çoğu zaman sisle örtülür. Onun gibi sığlık ve çatak yerleride yoktur. Büyük tehlike en başta muhafazalı iskeleler ve emliyet altına alınmış limanların olmayışıdır. diye kenti tanıtmaktadır.

İSMAİL HABİB SEVÜK

İsmail Habib Sevük, 1936' da samsun'un panoramasını şöyle çizer:

Renkli iki ırmak, biri kızıl, biri yeşil; karadeniz'in mezopotamyası kıyının sıradağları arasında bu iki ırmak, güneyden kuzeye uzanarak, iki koldan denizi fethedede büyük bir yarım daire çizerler. Dairenin dibi Anadolu'nundur. Kabarık yanları, ırmaklarındır. Düzlük, çalışkan iki ırmağın oluşturduğu o iki kara düzlüğü, vapurdan uzanmış görünürler. Samsun bu iki ırmak ağızının tam ortasındadır.

Samsun denize bakarken sağdan sola doğru gittikçe satıhlerı daralıp istifaları azalan dört müselleten (üçgenden) ibaret. Müsellelerin deniz kıyısındaki kaideleri birbirine bitişik ve tepeden doğru uzanan zirveleri birbirinden ayrı : En sağdaki müselles şehrin en dolgu ve büyük kısmı; Orta yerde sarı boyalı bir kilise, belli eskiden orası hıristiyan mahallesi olacak. İkinci musalles; ötekilerinkinden daha basık, büyük gövdeli yapılar ve tütün depoları; anlaşılıyor şehrin ticaret merkezi orası . En solda sonuncu kısım, bu müsellesin sivriliği daha belirsiz. Sahilde kocaman duruşlu hükümet konağı , ortada mektepler, en kıyıda lise; belli resmi Samsun ortada . Bu son iki kısımda hiç minare yok. Demek ki Samsun'un iki sağı daha eski ve iki solu daha yeni.

 
  Anasayfa     Pansiyonlar     Ücretsiz! Pansiyon Ekle  

Pansiyon Ara Bul Bir Favori Bilişim Hizmetidir
Top