|
Erzurum Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük kenti olan Erzurum oldukça eski bir yerleşim birimidir. Palandöken Dağı eteklerinde kurulu olan kent son yıllarda kış turizmi açısından büyük önem kazanmıştır. Tarihi yönden çok zengin bir çok eseri barındıran ve adeta bir kültür merkezine benzeyen kent günümüzde önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır. İLÇELER Erzurum (merkez), Aşkale, Çat, Hınıs, Horasan, Ilıca, İspir, Karaçoban, Karayazı, Köprüköy, Narman, Oltu, Olur, Pasinler, Pazaryolu, Şenkaya, Tekman, Tortum, Uzundere. Erzurum Palandöken Kış Sporları Turizm Merkezi Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Erzurum’un güneybatısında, şehir merkezine 5 km. uzaklıkta, Palandöken Dağı’nın kuzey yamaçları üzerinde yer almaktadır. Kayak Merkezi, özel araç veya otobüsle kent merkezine 10, havaalanına ise 20 dakika mesafededir. Şehir merkezine tatil günleri Belediye otobüsleri, diğer günler taksi çalışmaktadır. 150 gün/yıl süreli bir kayak mevsimine sahiptir. 10 Aralık-10 Mayıs arasındaki dönem kayak etkinlikleri için en uygun zamandır. 15 değişik pistten sürekli 5 km. kayma imkânı vardır. Kayak alanı, 2150-3100 m. yükseklikte yer almaktadır. Normal kış koşullarında 2-3 m. kar yağışı almaktadır. Karasal iklim nedeniyle, mevsim boyunca "toz kar" üzerinde kayak yapılmaktadır. Yeterli sayı ve nitelikte yarışma ve serbest kayak pistlerine sahiptir. Alpin, Y tur kayağı ve helikopterli kayak yapılması ve bu etkinlikler için rehber temini mümkündür. Palandöken Kayak Merkezi’nde; 1 adet teleski, 3 adet telesiyej ve 1 adet telekabin (3 km.) tesisi hizmet vermektedir. Alanda hâkim rüzgâr yönü güneybatıdır. Arazi mülkiyeti özel ve kamu mülkiyetidir. Mevcut yatak kapasitesi 1150 yataktır. Pasinler: Pasinler ilçesi, IV. yy.da Bizanslıların, 615 yılında Arapların, 1084 yılında ise Türklerin eline geçmiştir. Pasinler 'de bulunan 3702 kişi kapasiteli, 39 derece su sıcaklığı olan termal tesis, ilçe dışından gelen hastalara konaklama hizmetiyle birlikte; böbrek,sindirim sistemi, idrar yolları, romatizma, siyatik, lumbago, nevralji ve çeşitli kadın hastalıklarının tedavisinde olumlu etki yapmaktadır. Köprüköy: Köprübaşında kurulmuş köy anlamına gelen Köprüköy'ün kuruluşu çok eskilere dayanmaktadır. Köprüköy (Deli Çermik) Kaplıca suları, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı ve kalp hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve romatizmal hastalıklara olumlu etki yapmaktadır. Su sıcaklığı 26 derecedir. Uzundere: İlçenin 3000 yıla yakın geçmişi vardır. İlçe sınırları içinde bulunan Tortum Gölü ve Tortum Şelalesi yaz aylarında çok sayıda yerli ve yabancı turistin uğrak yeridir. İlçeye bağlı Çamlıyamaç Köyü'nde l0.yy 'dan kalma Öşvank Gürcü Kilisesi bulunmaktadır. Ilıca: Yapılan araştırmalar Ilıca'daki hayatın M.Ö.4000'li yıllara kadar uzandığını göstermektedir. İlçede kükürtlü sıcak su kaynakları bulunmakta, termal tesisler sayesinde şehir dışından gelen hastalara da konaklama ve tedavi için olanaklar sağlanmaktadır. Kaplıcalarda kadın hastalıkları, romatizma, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, beslenme bozuklukları gibi rahatsızlıkları olumlu etkilediği bilinmektedir. İspir: Kuruluşu M.Ö. 19. yy.a kadar inen İspir,Yavuz Selim'in 1514!deki İran seferi sonrası Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden birisi olan Çoruh nehri Rafting sporu için oldukça elverişlidir. Olur: Turizm açısından önemli bir potansiyel göstermekte olan ilçenin Keçili Köyü'ndeki Van Kilisesi, Yıldızkaya Köyü'ndeki Kivi Mağarası görülmeğe değerdir. Mesire Yerleri Tortum Çağlayanı: Tortum Gölü'nün son kısmında, Tortum Çayı'nın 48 m yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan vadideki bir dağın heyelan sonucu çayın önünü kapatmasıyla oluşmuştur. Erzurum'a 120 km mesafededir. Baharda suyun bol olduğu mevsimde tabii manzarası ve heybetiyle seyrine doyum olmaz Erzurum Pasinler Termal Turizm Merkezi Yeri: Pasinler ilçe merkezinde ve Erzurum-Tahran uluslar arası geçiş yolu üzerinde yer alır. Arkeoloji Müzesi İlk olarak 1942 yılında Çifte Minareli Medrese’de faaliyete geçmiş, 1967’de yeni binasına taşınmıştır. Bölgede yapılan kazılarda ele geçen buluntular müzedeki beş salonda sergilenmektedir. Karaz, Pulur, Güzelova, Sos Höyük vb. höyüklerdeki buluntular koleksiyonunun önemli parçalarıdır. M.Ö. 4. binden Selçuklu dönemine kadar olan süreyi kapsayan heykelcikler, kutsal ocaklar, ok uçları, pişmiş topak kaplar, taş eserlerin yanı sıra Urartu ve Roma dönemi eserleri de bu salonlarda sergilenmektedir. Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi (Yakutiye Medresesi) Medrese taç kapısında bulunan katibeye göre, İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcayto zamanında Gazanhan ve Bulgan Hatun adına, Cemaleddin Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmıştır. Selçuklu dönemi geleneksel mimari tarzı, Yakutiye Medresesi’nde de sürdürülerek anıtsal bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Yapı, dört eyvanlı kapalı avlulu medreseler grubundadır. Eyvanlar arasında hücr eler yer almaktadır. Batı eyvanı değişik bir tarzda ele alınarak iki katlı inşa edilmiştir. Güney eyvanın bitiminde kümbet yer almaktadır. Kümbette mezar bulunmamaktadır. Medresenin dışa taşkın taç kapısı ve iki köşesindeki minareleriyle kurulan denge, yapının bütününde de cepheye karşılık kümbet yerleştirilerek sağlanmıştır. 1984 yılından 1994 yılına kadar onarımı süren medrese, 29 Ekim 1994 tarihinde Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Müzede bölge kültürü ve sanatı ile ilgili etnografik nitelikli eserler sergilenmektedir. Atatürk Evi Müzesi Çaykara Sokak’ta bulunmaktadır. 19. yüzyılın sonunda konak olarak yaptırılmıştır. 1915-1916 yıllarında Alman Konsolosluğu olarak kullanılan yapı, 12 Mart 1918 tarihinde Erzurum’un kurtuluşunu müteakip, Erzurum Valiliği’ne ikametgah olarak verilmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkmasından sonra kongre için gelmiş olduğu Erzurum’daki bu konağa 9 Temmuz 1919 tarihinde Hüseyin Rauf Bey ve arkadaşları ile yerleşmeleri, 29 Ağustos 1919 tarihine kadar 52 gün Erzurum Kongresi çalışmalarını sürdürmeleri ile konak, tarihsel bir önem kazanmıştır. Bodrum kat üzerine zemin ve birinci kat ile çatı katından ibaret olan bina onarılarak 3.10.1984 tarihinde Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. 23 Temmuz Kongre Salonu Kendi adını verdiği Kongre Meydanı'nda bulunan bina 19. yüzyıl sonlarında yapılmıştır. 23 Temmuz 1919 Erzurum Kongresi, bu binanın birinci katındaki bir salonda yapılmıştır. 1925 yılında geçirdiği yangında binanın tüm ahşap bölümleri yanmış, yangınından sonra onarılan bina Yapı Sanat Mektebi olarak hizmete açılmıştır. Günümüzde Güzel Sanatlar Lisesi olarak hizmet vermektedir. Binanın ikinci katında bulunan bir salon ve salona açılan iki oda Kongre Müzesi olarak düzenlenmiştir.
Bu salonda kongre üyelerinin fotoğrafları, biyografileri, o dönemden kalma sıralar ve benzeri kongre belgeleri sergilenmektedir. Bodrum ve 2 kattan oluşan binanın birinci katında Erzurum Kongresi'nin temsili salonu bulunmaktadır. Salondan girince tam karşıda Atatürk heykeli, dört sıra halinde oturma grupları, duvarlarda kongreye hangi illerden delegelerin katıldığını gösteren harita bulunmaktadır. Salonun karşılıklı her iki yanındaki küçük odalar zamanın mobilyaları ile donatılmıştır. Kuleler ve Kaleler Saat Kulesi: İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare ve Kule diye de adlandırılmaktadır.Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi'nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir. Erzurum Kalesi İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi’nin M.S. 5. yüzyılın ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Tarih boyunca Assurlular, Sasaniler, Persler, A raplar, Romalılar ve Bizanslılar arasında sık sık el değiştiren Erzurum Kalesi, 11. yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. İç kalede Erzurum’daki ilk Türk-İslam eserlerinden Saltukoğulları dönemine ait Kale Mescidi ve Tepsi Minare bulunmaktadır. Erzurum Kalesi, bulunduğu tepenin üzerinde bir iç kale ile bunu çevreleyen dış kaleden oluşmaktadır. Bugün iç kale sağlam kalmış olmasına rağmen, şehri çevreleyen dış kale surları yok olmuştur. Günümüze ulaşan iç kalenin duvar kalınlıkları 2-2.5 m. arasında değişmekte olup, halen sekiz burcu ayakta durmaktadır. Pasinler Kalesi (Hasankale) Pasinler ilçe merkezinde bulunan Hasankale, Pasinler adıyla da bilinmektedir. Adını yaptıranlardan alan Hasankale, 1048 yılında Selçuklu ordusunun Bizans ordusunu mağlup ettiği Hasankale Savaşı’ndan sonra Türklerin eline geçmiştir. İspir Kalesi İspir ilçe merkezinde bulunan kale M.Ö. 1000 yılında bölgede yaşayan toplulukların varlığıyla başlamıştır. Kaleye M.Ö. 9. yüzyıldan itibaren sırası ile Urartular, Medler, Persler, Partlar, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Gürcüler, Araplar, Selçuklular, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlılar hâkim olmuştur. Oldukça yüksek ve sarp alan üzerinde bulunan kalede kilise kalıntıları ile Selçuklu dönemine ait mescit kalıntıları bulunmaktadır. Oltu Kalesi Oltu Kalesi, Oltu ilçe merkezindedir. Kalenin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, konumu ve mimarisinden hareketle Urartu döneminde yapıldığı, sonraki devirlerde de tamir ve ilavelerle takviye edildiği anlaşılmaktadır. Dış kale tamamen yıkılmış, günümüze yalnız iç kale gelebilmiştir. Kale içinde burç üzerinde bir kilise temeli, bir mescit alanı, yıkık duvarlar ve bir türbe mevcuttur. Narman Samikale Narman ilçesine bağlı Samikale köyünde bulunan kalenin yapılış tarihi bilinmemektedir. M.Ö. 1. binde yapılmış olabileceği tahmin edilen kalenin burç ve duvarlarına ait kalıntılar günümüze ulaşmıştır. Kalede halen çeşitli erzak depolarının, cephanelik ve su sarnıçlarının izleri bulunmaktadır.
|