Bayburt

Bayburt Doğu Anadolu'yu Karadeniz'e bağlayan Erzurum-Trabzon tarihi İpek Yolu üzerindedir. Marco Polo ve Türk seyyah Evliya Çelebi bu yoldan geçmişlerdir. Çoruh nehrinin kıyısında bulunan şehrin tarihi M.Ö. 3000'lere kadar uzanır.

Aydıntepe Yeraltı Şehri

Bayburt’un kuzeybatısında dağlık yöredeki bucak merkezi Aydıntepe’de yer alan kent, tüf içerisinde, yüzeyden 2-2.5 m derinde başka yapı malzemesi kullanmadan ana kayaya oyulmuş galeriler, tonozlu odalar ve bu odaların açıldığı daha geniş mekanlardan oluşmaktadır. Yaklaşık 2 ile 2.5 m yüksekliğinde tonoz örtülü galeriler yer yer her iki yana genişlemektedir. Kareye yakın planlı odalar bu mekana açılmaktadır, ayrıca gözetleme mekanlarının oluşturduğu havalandırma amaçlı konik biçimdeki deliklerin, galeri odalarını aydınlatmak için de kullanıldığı gözlenmektedir. Günümüzde kazı çalışmaları devam edilen kent hakkında şu an ileri sürülen iki görüş mevcuttur.

Bunlardan birincisi kentin bölgede daha önce sözü edilen Halde Şehrine ait olduğu ve eski ismi Hart (Aydıntepe) olan ilçenin isminin de “Halt”tan geldiği görüşüdür. Diğer görüş ise; Hart’ta bu yeraltı kentinden başka Geç Roma-Erken Bizans devirleri arasında yer alan bir mezarın ortaya çıkarılması dolayısıyla, Hıristiyanlığın henüz yerleşmediği bir devirde bu bölgenin bir sığınak teşkil ettiği, Romalılar tarafından kovulan ilk Hıristiyanların bu bölgeye geldikleri ve sığındıkları, yeraltı kentinin de bu Erken Hıristiyanlık dönemine ait olabileceğini iddia etmektedir.

Yeraltı Şehrinin giriş çevre düzenlemeleri yapılarak yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açılmıştır.

Bayburt Kalesi

Tarihin derin koridorlarından günümüze oluşturduğu köprü ile ışık tutarak şehrin kuzeyinde Çocuğunu gözünden sakınan ve göğsüne yaslamış bir ana gibi Bayburt’u bağrına yaslayan ve ilk günkü görkemini hala sürdüren “Bayburt Kalesinin “ yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak çeşitli kaynaklarda M.S.58 lerde inşa edildiği, daha sonraları da değişik dönemlerde onarım gördüğü anlatılmaktadır.

Uzak doğuya giderken Bayburt’ a uğrayan ünlü İtalyan Gezgin Marko POLO (1254–1324) Bayburt Kalesinin çok sarp ve görkemli bir yapı olduğunu belirtmektedir. (S.Karakoyunlu B.Tarihi S.98)

Evliya Çelebi de 1647 yılında Bayburt’a geldiğinde; Kaleyi yalçın kaya üzerinde çok büyük ve ihtişamlı bulduğunu belirterek, duvar yükseklilerinin otuz kırk metrelerde olduğunu, kale içerisinde 300 civarında eski usul ev bulunduğunu ayrıca kalenin biri doğuya bakan üç kat “Demir Kapı” diğeri batıya bakan “Nöbethane “ kapısının olduğunu belirterek, kalenin dışında şehirde bin kadar toprak üstlü ev bulunduğunu, şehrin (ondokuz Müslüman ve yedi ermeni mahallesinden meydana) 26 Mahalleden meydana geldiğini seyahatnamesinde anlatır.


Bayburt Kalesi yaklaşık 1671 m rakımda bulunması nedeni ile tarihi yaşamı içerisinde hiçbir dönemde stratejik önemini yitirmemiştir.


Kale altıgen üzerinde yapılmış ve iki kat surla çevrilmiştir. İç ve dış surlar arasında yaklaşık yüz metre mesafe bulunmaktadır. Kale burçlarının yüksekliği on iki metre, surların yüksekliği ise otuz metredir. Çoruh nehri ise kalenin en sarp ve ulaşılamayan bölümünü kucaklamaktadır. İki katlı kale burçlarının birinci katında görevli muhafızlar ve komutan yerleri ikinci katında ise düşman gözetleme yerleri bulunmaktadır.

Kale içerisindeki yapılar; koğuşlar, hapishane, ambar, su depoları(sarnıçlar) ,hamam olarak göze çarpmaktadır. Ayrıca surlar üzerindeki mazgallar ve siperlikler birbirini takip etmektedir.

Kalenin ikinci surun doğuya bakan yüzünde sanat değeri yüksek mor, mavi, yeşil çini kalıntıları görülmektedir. Bu çiniler güneşin doğuşu esnasında yansıttıkları güneş ışınları ile adeta bir renk ve ışık cümbüşü oluşturduğu halk arasında söylene gelmiştir. Bu çinilerden dolayı kaleye Çinimaçin Kalesi de denilmektedir.

Kale; Urartular, Mahalli prenslikler, Bağratlar, Romalılar, Ermeniler, Bizanslılar, Müslüman Araplar, Trabzon Komnenonsları gibi uygarlıkların izlerini günümüze taşımış doğunun en önemli eserlerindendir. Kale de çeşitli dönemlerde tamirler yapılmıştır. Son olarak kalede en büyük onarımı Türkler gerçekleştirmişlerdir.

Kale çevresi yaklaşık 3 km.dir. Kapladığı alan ise 0,15310 km2 dir. Kalenin en geniş kısmı 900 m. en dar yeri ise 500 m.dir. Kalenin Güney Batısında Ebul Fetih Camii bulunur. Ayrıca Kalede en tanınır durumdaki yapılardan olan kilise hakim bir noktada bulunmaktadır. Bu nedenle kale inanç turizmi yönünden de önem arz etmektedir.

Kalede oturan halk 14. Y.Y. da Kanuni Sultan Süleyman Döneminden sonra güvenli ortam oluşunca şehre inmeye başlamıştır. 1828–1829 Osmanlı Rus harbinde Rus Ordusu kaleyi tahrip ederek çekilmiştir.

Kış Turizmi

Kop Dağı turizm merkezi ilan edilmiştir. Kop Dağı Kayak ve Kış Sporları Merkezi planında mevcut olan kayak evinin bulunduğu alan ile günübirlik tesislerin bulunduğu alanların bir kısmı gerektiğinde yatırımcılara tahsis edilebilecektir

Akarsu Turizmi (Kano-Rafting)

Bir kolu Mescit Dağları’ndan, diğer bir kolu da Otlukbeli Dağları’ndan çıkarak iki kol halinde ilin sınırları içerisinde Dikmetaş köyü altında birleşen Çoruh Nehri, debi bakımdan ülkemizin en önemli akarsularından biri olup, bu özelliği nedeniyle su sporları açısından oldukça elverişlidir. Dikmetaş köyünden başlayarak Çoruh Nehri’nin il sınırlarını terk ettiği Aslandede köyüne kadar olan kısmında su sporlarından kano ve rafting yapılabilmektedir.

 

 

Helva Köyü Buz Mağarası

Masat Vadisi’nin güneyinde Helva köyünde yer almaktadır. İl merkezine 33 km. mesafede bulunan mağaranın içinde buzdan oluşmuş sarkıt ve dikitler görülebilmektedir. Köy halkı tarafından değişik zamanlarda soğuk hava deposu olarak kullanılmış olan mağara, buz oluşumlarının değişik şekillerini yansıtması bakımdan dikkat çekicidir. Bu haliyle mağara kış turizmi yönünden potansiyel arz etmektedir.

 

 

 

Çımağıl Mağarası (Doğanın Yer Altı Sarayı)

İl merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Aşağı Çımağıl köyünün Taşındibi Mahallesi’nde yer alan mağaraya Taşındibi Mahallesi’nden sonra yaya olarak yaklaşık bir saatlik bir yolculuk sonrasında ulaşılabilmektedir. Ancak 884 m. uzunluğundaki bölümü incelenebilen Çımağıl Mağarası 11 bölümden oluşmakta ve tavan yüksekliği yer yer 30 m’yi bulmaktadır.

Mağarada küçük su birikintileri, sarkıt dikitleri,org desenli duvarla, mağara incileri, mağara çiçekleri, traverten basamakları,fil kulakları, bulunmakta ve doğal yapısıyla gerçekten görülmeye değer manzaralar oluşturmaktadır.

 

 
  Anasayfa     Pansiyonlar     Ücretsiz! Pansiyon Ekle  

Pansiyon Ara Bul Bir Favori Bilişim Hizmetidir
Top