Bartın

1920 yılında Zonguldak Mutasarrıflığı'na bağlanan Bartın; 1924 yılında Zonguldak ilinin ilçesi oldu.  Bartın, 07 Eylül 1991 tarihinde 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasayla İL statüsüne kavuştu. Bartın İlinin Merkez, Amasra, Ulus ve Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi; Kozcağız, Arıt, Hasankadı, Kumluca ve Abdipaşa olmak üzere 5 beldesi ve 262 köyü vardır.
Bartın evleri,
Osmanlı Döneminin sivil mimari örneklerini sergileyen ve yakın tarihi özetleyen birer tablo gibidir. 1839 Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra uygulanan reformlar, kent dokusunu da etkilemiş; modernleşme süreci bina yapım yöntemleri, plan şeması, cephe tasarımı ve süsleme açısından batılı düşünceleri yansıtarak devam etmiştir. Art Nouveau ve Barok sanatlarını yansıtan Bartın Evleri; Genellikle iki katlı ve "Daraba" denilen ağaç çitlerle çevrili bahçe içindedir. Katlar ahşap-karkas olup, zemin katları taştır. "Gulluk" denilen giriş bölümü ile bahçelerdeki yürüme alanları kayrak taşlarla kaplıdır. Her bahçede taştan yapılmış bir kuyu bulunur. Geleneksel evler mümkün olduğunca çok pencerelidir. Bunlar, özgün giyotin pencereler olup, sadece merdiven ve cumbaları aydınlatanlar yuvarlak formludur. Pencereler arasında yer alan ve "Kuşluk" denilen silmeler tüm yapıyı kuşatmaktadır. Evlerin pencereleri, merdivenleri ve tavanları birer süsleme öğesidir. Bartın evlerinin en önemli bölümünü oluşturan iç mekanlardır. Evlere, iki kanatlı bir kapıdan, "Gulluk" bölümünden girilir. Bu bölüm, aynı zamanda üst katlara geçişi de sağlayan bir ara mekandır. Evler, bir sofa etrafında yer alan odalardan oluşur. Sofaya "Dışar", odalara ise "İçer" denilmektedir. Odalarda işlevsel özelliklere göre gömme olarak yapılmış "Yük Dolabı", "Hamam" ve "Ocak", Gulluk veya Mutfakta ise "Hergil Dolabı" bulunmaktadır. "Hum İçer" denilen Ocaklı odaları bulunan evler günümüze ulaşamamıştır
ŞEHİR HAMAMI - BARTIN 1747 yılında Bartın Voyvodası Çalıkoğlu tarafından yaptırılmıştır. Yapının duvarları harçlı moloz taş, iki katlı soyunma yeri ahşaptır. Bir büyük, üç küçük kubbeli olup, ortasında küçük bir şadırvanı vardır. Ana mekan camekanlı Soymalık, Sıcaklık ve Külhan'dır.
SOMAKLIOĞLU HAMAMI - BARTIN 1883 yılında Somaklıoğlu Hacı Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Günümüze kalıntıları ulaşabilmiştir.
AMASRA HAMAMI 17 yy.da yapıldığı sanılmaktadır. Soğukluk, Ilıklık, üç kurnalı yıkanma yeri ve su hazneleri ile külhan bulunmaktadır. Yıkanma yeri bir orta kubbe iki yarım kubbe ile örtülüdür. Soğukluk kısmı yıkılmıştır. Dört köşesinde görülen "Biye"ler Anadolu Beylikleri döneminin tipik mimari özelliklerini taşımaktadır. 
Bartın Irmağı
Bartın’ın en önemli akarsuyu, M.Ö.’ki yıllarda Parthenios adı ile anılan ve kente adını veren Bartın Irmağı’dır. Şehir merkezinde Gazhane Burnu’nda birleşen Kocaçay ve Kocanazçayının oluşturduğu ırmak, 15 Km. akarak Boğaz mevkisinde Karadeniz’e ulaşır.
Kocanazçayı; güneyden doğup Kozcağız’ dan kuzeye doğru akarken, Kocaçay; Kastamonu’dan gelip Ulus’tan geçen Göksu ve Eldeş Çayları (Ulus Çayı) ile bunlara katılan derelerden oluşur. Arıt ve Mevren Derelerinden oluşan Kozlu Çayı ile birleşen Kışla Deresi, Akpınar ve Karaçay Dereleri Kocaçay’ı besleyen akarsulardır. Diğer önemli akarsuları; Kurucaşile topraklarında doğan ve Karadeniz’e ulaşan Kapısuyu ve Tekkeönü Dereleri ile Ulus-Uluyayla’yı sulayan Ovaçayı ve İnönü dereleridir. Bartın Irmağı; üzerinde 500 tonluk gemilerle Karadeniz’den kente kadar ulaşım yapılabilen en düzenli akarsudur. Akış hızı saatte 720 m. olup, denize her yıl 1.000.000.000 m3 su akıtmaktadır.
TAŞHAN - BARTIN

1832-1835 yılları arasında Hacı Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır. 24,25 x 23,70 m.lik alanı kaplamakta olup, iki katlı, dikdörtgen planlı ve açık avluludur. 18 odası, 16 tonozlu bölmesi vardır. Halen şahıs mülkiyetinde ticari amaçla kullanılmaktadır. Kent merkezinde, Hükümet caddesindedir.

DERVİŞOĞLU HANI - BARTIN

1897 yılında Dervişoğlu Ali ve Osman Kardeşler tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgene yakın planlı, iki katlı ve revaklıdır. Birinci katta 7, ikinci katta 9 odası vardır. Yapı malzemeleri taş ve tuğla olup, sonradan restore edilmiştir. Halen ticari depo olarak kullanılmaktadır. Karakaş caddesindedir
Kaleler
Tekkeönü Kalesi ve Yeraltı Galerisi: Kromna Kenti’nin merkezi Tekkeönü (Hisar) Kalesi içinde bir Mahzen ve denize kadar uzanan Galeri bulunmaktadır. Kale kalıntıları yakınındaki 7 adet kaya kuyusunun, Kromna halkınca savaşta erzaklarını saklamak için kullanıldığı söylenmektedir.

Amasra Kalesi: İki ana kütleden oluşmaktadır. Boztepe Adası’nda ve Zindan Mahallesi’nde yer alan kütleler “Boztepe Kemeri” denilen bir köprü ile bağlanmaktadır. Boztepe’de yer alan ve “Sormagir Kalesi” de denilen yapı Roma dönemine aittir. Kalenin güney surları 200 m. olup, üzerinde 6 burç bulunmaktadır. Zindan Mahallesi’nde bulunan kısım ise 300 m. uzunluğunda ve 50 m. genişliğinde bir alan çevrelemektedir. Ortalama yüksekliği 17 m’dir. Amasra Kalesi özellikle Cenevizliler tarafından yoğun biçimde kullanılmış, 14. ve 15. yüzyıllarda ciddi onarımlar görmüştür
Küçüktepe Marytriumu-Amasra
Uzun yıllar Roma ve Bizans yönetiminde kalan Amasra'nın, Ereğli ile birlikte Hıristiyanlığın gizlice örgütlendiği ve M.S. 1.Yy. sonları ile 2.Yy'da bütün İmparatorlukta hızla yayılan Hıristiyanlığın hayli taraftar bulduğu ilk yerlerden biri olduğu söylenmekte, 9.yy'da ise Kırım ile ilişkisi bulunan etkin bir Başpiskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir.
       Amasra'da yaşayan ve 1.Yy'da Hıristiyanlığı ilk defa yaymaya çalışan Pontus'lu Rahip Iakintos; 711 yılından sonra Hora ve Ayasofya kiliselerinde dualarla anılan Kyros; 8.yy'da  İkonoklast Yorgi Georgios; Hıristiyanlık inançları bakımından, dönemlerinde ruhani meclis tarafından birer "Aziz" ilan edilerek öldürüldükleri yerlerde, sığındıkları mağaralarda ve mezarlarında kutsanan ilk Hıristiyanlardandır. 

Bugün, Amasra'yı ziyaret edenler; kutsanan yerlerden Iakintos ve Kyros'un mezarının bulunduğu Küçüktepe yamaçlarına, Georgios'un inzivaya çekildiği yer olarak bilinen Büyüktepe mağarasına, Amasra Kilisesine (bugünkü Fatih Camii) yakın ilgi göstermektedirler
Bedesten-Amasra
Amasra'nın güneyinde, sahile yaklaşık 1.5 Km uzaklıktadır. M.S. 1. yy. sonları ve 2. yy. başlarında muhtemelen Roma Eyalet Meclis Sarayı (Bouleuterion) olarak yapıldığı sanılmaktadır. Bazilika planlı olup, 5 adet Sahını (Nef) ve 18 x 45 mt.lik boyutlarıyla büyük bir yapıdır. Spor Salonu veya Roma Hamamı olabileceği, sonradan ticari amaçlarla kullanıldığından Bedesten adını aldı, şeklindeki tartışmalar devam etmektedir. Yapıt restore edilmiş olsa da, çevre düzenlemesine ihtiyaç duymaktadır.

Hisarpeçe Yeraltı Galerisi-Amasra
Amasra yeraltı galerilerinden birisi olan Hisarpeçe Su Galerisi; Zindan Mahallesinin Kaleiçi mevkiinden başlayarak liman yönünde yerleşim yerlerinin altında devam etmektedir. Kale içindeki ana girişten itibaren yaklaşık 30 mt.  uzunluğundaki bölümüne girilebilmektedir.
Galeri, 1.55 m. genişliğinde ve 1.80 m. yüksekliğindedir. Yan duvarları ve merdivenleri moloz taş örgü, tavanı ise kemerli taş-tuğla örgü sistemiyle yapılmıştır.
Bazı tarihçiler, Roma Dönemine ait olan galerilerin, Kapadokya'daki sığınaklardan esinlenilerek yapıldığını söylemektedirler
Gürcüoluk Mağarası

Gelişimini tamamlamış, ancak iç şekillenmesi devam eden Gürcüoluk Mağarası;  görünümleri son derece güzel, renkleri gri, krem ve bej arasında değişen ilginç sarkıt, dikit, sütun, makarna sarkıtları, duvar ve perde damlataşları ile bezeli rengarenk bir dünyadır. Gerek doğal çevrenin güzelliği gerekse rengarenk damlataşlar ve fiziki özellikler, Mağarayı çekici kılmakta; ziyaret eden yerli ve yabancı turistleri adeta büyülemektedir
ANTİK KENTLER

Tarihi Paphlagonia kentleri arasında Tios (Filyos), Sesamos (Amastris), Kromna (Tekkeönü), Kytoros (Gideros), Abonou Teikhos (Abana), Aigialos (Cide), Kinolis (Çatalzeytin), Krateia (Gerede), Dadybra (Safranbolu), Hadrianopolis (Eskipazar), Pompeiopolis (Taşköprü), Gangra (Çankırı) ve Erythinoi (Çakraz) bulunmaktadır.

Antik çağ kentlerinden Sesamos, Kromna ve Erythinoi ise Bartın İli içerisindedir.

Amasra

Üçbin yıllık tarih serüveninde Sesamos-Amastris-Samastro-Amasra isimlerini alan ve Amazonlar tarafından kurulduğunu savunulan Amasra; bazen bağımsız bir site, bazen müstemleke, bazen küçük bir krallık, bazen de eyalet merkezi; zaman zaman önemini yitirmiş ama hiçbir zaman terk edilmemiştir.

Sesamos Sitesinden Osmanlı Amasra'sına kadar en az 11 büyük medeniyete ev sahipliği yapan Amasra'da bir medeniyetler yığınının olduğu bilinmektedir. Ancak, kentin çok sınırlı ve dar arazi üzerinde kurulu olması, her bir medeniyetin önceki dönemlerin izlerini yok ederek yeni kenti bu yığının bir bölümü üzerine inşa edilmesini zorunlu kılmıştır. Şüphesiz bunda yerleşme ve savunma ihtiyaçları ile inanç farklılıklarının da payı bulunmaktadır.

M.Ö.7.yy. başlarında bölgeye yerleşen ve İonların soyundan gelme Megaralı göçmenler tarafından Akropol, Rıhtım, Agora ve tapınaklar inşa edilmiştir.

M.S 302-286 yılları arasında Kraliçe Amastris tarafından yönetilen Sesamos; Tium (Filyos-Hisarönü), Kromna (Tekkeönü-Hisar) ve Kytoros (Gideros) sitelerinden oluşan şehir devletinin (Symoikismos Siteler Birliği) merkezi olmuştur. 16 yıllık iktidarında Kraliçe Amastris, 295 yılında bağımsızlığını duyurarak adına paralar bastırmış, kenti sanatsal ağırlıklı yapılarla donatmış ve görkemli bir site oluşturmuştur. Akropol, kutsal sunaklar, tapınaklar, rıhtımlar, şehir surları, agora ve halk mahalleleri ile Babil Kraliçesinin "Asma bahçeleri"nin benzerleri olan ve aralarında onar metre açıklık ve içlerinde gizli dehlizlerin bulunduğu on dokuz kemer üzerine yapılan teraslar önemli sanatsal yapılardır.
M.Ö. 70 yıllarında Roma İmparatorluğunun egemenliğine giren bölgede Bitinya ile Pontus'un Paflagonya'daki bölümü, Bitinya-Pontus Eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başladı. Amasra da bu Eyaletin Pontus bölümü Başkenti oldu.
M.S.1.yy'da doğru Amastris'in Nicomedia (İzmit) ile Amasia arasındaki Roma karayoluna bağlanması için Amastris- Gerede karayolu ile Kuşkayası Anıtı'nın yapımına izin verilmiştir. Eni 5 mt'yi bulan Roma karayolunun son izleri bu anıtın önünde, yüzyıllarca kullanımın aşınmışlığı ile görülmektedir. İmparator Traianus döneminde (M.S.98-117) ise imar çalışmaları daha da hızlanmış; Form, Eyalet Meclis sarayı, Arter (Şeref Yolu), Tiyatro, Akropol, tapınaklar, cadde ve lağım şebekeleri yapılarak planlı bir kent görünümü sağlanmıştır. 
M.S. 395 yılında Doğu-Batı (Roma-Bizans) ayrılışı sonrası Amastris, artık Bizans sınırları içindedir. Bin yıllık Bizans dönemi, Amastris Şehrinin en iyi dönemlerinden birisidir. Kent Ticari açıdan büyük bir refaha kavuşmuş ve sanat dallarında önemli gelişmiş sağlanmıştır. 8.yy'a doğru eski roma yol şebekesi onarılmış, kalelerin tahkimi yapılmıştır.

Bizans'ın iyice zayıfladığı dönemde 1263 yılında Cenovalılara kiralanan Amastris'e tüccar gemiciler yerleşmiştir. 13. yy'da yapılan konsolos sarayı ile loggialar ve sarnıçlar Cenova dönemine ait eserlerdir.  

Günümüzde, Antik kentin görünen yüzü kültür turizminin oluşmasını sağlayan değerlerdir. Diğer görünemeyen büyük bir bölümü ise, kurtarma ve inşaat kazılarından ya da bu konuda yayınlanmış eserlerden anlaşıldığı üzere toprak altında 1,5-4,5 metre derinliklerdedir.

Erythinoi (Çakraz)
Erythinoi, Helen dilinin çoğul üretme kuralına göre, erythinos sözcüğünün çoğul biçimidir. Dolayısıyla Erythinos'lular ya da kızıl anlamına gelmektedir.
M.Ö. 1200 yıllarını kapsayan İlyada Destanı'nda Erythinoi'ye rastlanılmamaktadır. M.S. 1.yy başlarında yaşayan Strabon, bu medeniyeti "… bunlar iki yüksek kayadır" şeklinde tarif etmiştir. Hirschefeld, 1880 yılında Çakraz'a 1 km. uzaklıktaki Bozköy civarlarında, mermerden yapılmış eserlere rastladığını söylemektedir. Kalinka ise Bozköy'ün kuzeydoğu yönüne doğru bir saat yürümek kaydıyla bir kaya yüzeyinde, onbeş genç erkek ile bir tanrıçanın sevişmesini canlandıran kabartmaya rastladığını belirtmiştir.
Dolayısıyla ilkçağın ileri dönemlerinde; Amasra'dan 14 km. uzaklıkta ve doğu yönündeki Çakraz'da bir kentçiğin kurulduğu tahmin edilmektedir.


Kromna (Tekkeönü)
Kromna'nın eski bir kent olduğu İlyada Destanı'nda anılmasından belli olmakla birlikte, kentin kuruluş ya da ilkçağ tarihçesi aydınlatılamamıştır.
Sesamos'a (Amasra) paralel bir tarihi geçmişi vardır. Kromna'nın Amastris'te olduğu gibi kendi adına para bastırdığı yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir. Kromna paraları niteliksel olarak Amastris paralarına benzemektedir.
Kromna, büyük olasılıkla Kurucaşile'nin 7-8 km doğusunda yer alan Tekkeönü Köyü'nün eski adıdır. Bazı kaynaklarda da Kromna'nın Kurucaşile olduğu ileri sürülmektedir. Ruge/Bittel "Paphlagonia" bölümünde, Kromna ile ilgili Tekkeönü'nde bulunan yazılı bir taşın başka bir yerden buraya getirildiğini belirtmektedir.
 
  Anasayfa     Pansiyonlar     Ücretsiz! Pansiyon Ekle  

Pansiyon Ara Bul Bir Favori Bilişim Hizmetidir
Top