Balıkesir

Balıkesir, Marmara ve Ege Denizine kıyı veren Türkiye'nin en çok adasını bünyesinde barındıran tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle gerçek bir turizm cennetidir.Temiz deniz suyunun kumlu plajlara kavuştuğu, parlak yeşil renkli zeytinliklerle sarılmış koyları, irili ufaklı adaları, dünyada oksijenin en çok bulunduğu Homeros'un destanındaki İda Dağı, insanlara binlerce yıldır şifa dağıtan termal kaynakları ile Balıkesir, ülkede turizmin ilk başladığı yerlerdendir.

Ayvalık

Antik kaynaklarda ‘Nesos, Chalkis, Pordoselene, Khidonia’ yerleşim birimleri olarak belirtilen ve Ayvalık civarında lokalize edilen yerlerden Nesos, bugünkü Alibey Adası, Khidonia Alibey Adası’nın Lale Adası’na bakan kısmı, Korifantis ve Gümüşlük civarında buluntular veren birimler olarak karşımıza çıkmaktadır .Ayvalık merkezini ele aldığımızda Alibey Adası girişindeki Khidonia’da Helenistik,Roma ve Bizans Dönemlerine ait kültür kalıntıları gözlenmektedir. Osmanlı kayıtlarında 1770 tarihindeki deniz savaşı ile söz edilmeye başlanan Ayvalık, 1789’dan itibaren önemli bir metropolitlik ve gayri Müslimlerin yaşadığı özerk bir bölge olarak öne çıkmaktadır. Bu özerklik kentte yaşayan Rum ahalinin 1821 Yunan ayaklanmasına katılmasına kadar sürer. Sonraları ilçenin büyük bir kısmı boşaltılır ve 1840 yılında Karesi Sancağına bağlanarak Osmanlı Devleti’nin bir ilçesi olur. Daha sonra Rumların dönmelerine izin verilmekle beraber kent, eski canlılığına kavuşamamıştır.

Burhaniye

Şehrin tarihçesi, bilinebilen ilk yerleşim yeri olan ve bugünkü İskele Mevkii yakınlarında Lidya Kralı KREZÜS’ ten çok önceleri kurulan ANAHOR veya PİDASUS adlarıyla anılan büyük bir şehir ile başlar. M.Ö. 1443 yılında , ilk kez MYSİA bölgesi halkı tarafından inşa edilmiş olan kent, Antik Çağda ADRAMYTTEİON’a bağlı olarak kalmış ve tarih boyunca da ADRAMYTTEİON (latince adıyla ADRAMYTTİON) veya ADRAMYTTUM adları ile birlikte anılmıştır. ADRAMYTTEİON adı Lidya Kralı KREZÜS’ün kardeşi ADRAMYS’ten kaynaklanır. ADRAMYS , savaşlarda harap olan kenti yeniden inşa ettirmiş ve kendi adını vermiştir.

Gömeç

Antik adı ‘Kisthene’dir. Yerleşim merkezinin kuzeyinde, deniz kıyısında, Eski Tunç Çağı’ndan itibaren kesintisiz yerleşilmiş Kızçiftliği Höyüğü vardır. Buradan çıkan seramik malzeme, ilçenin MÖ. 1200’den itibaren Ege Adaları ve Batı Ege Kıyıları ile sıkı ticari ilişkide olduğunu anlatmaktadır.

Kepsut

İlçenin ne zaman ve kim tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Kepsut’un Bergama Krallığı, Misyalılar devrindeki adı Hadri Anut veya Herun’dur. Şimdiki adı Kes-bit ‘Kesildiğinde hemen yerine yenisi yetişen’ anlamına gelmektedir. Arazinin verimli olması mahsulün çabuk yetişmesi nedeniyle Kesbit denilmiştir. Halk arasında söylenen “Arabamın espiti dolaşalım Kesbiti” Türküsüne bakılacak olursa isminin “Kesbit” ten geldiği varsayımı daha doğrudur. Bir başka varsayım da, (Kev-keb-i-sut) kelimesi faydalı yıldız demektir.

1953 Yılına kadar ( KEPSÜT) olarak resmi yazışmalarda ismine rastlanan ilçemizin adı İlçe olması hakkındaki kanunda Kepsut yazıldığı için artık o günden sonra bu şekliyle söylenmeye başlamıştır. Kelimelerden hangisi olursa olsun bölgenin verimliliğini ifade ettiği bir hakikattir.

1956 yılında bir arkeologun bu bölgede yaptığı incelemede bulduğu eserlerden bir kısmının Tunç devrine ait yortan tipi mezarların mevcut olduğu, bu mezarlardan çıkan seramiklerden anlaşılmıştır.

 
İlçenin ova köylerinde Roma, Bizans devirlerine ait yazılı taşlara rastlanmaktadır. Dedekaşı Köyü hududu içinde büyük bir yığma mezar (Tümülüs) Akçaköy’de de devrin büyükleri için yapılmış mezarlar meydana çıkarılmıştır.Kepsut, Asya’yı Ön Asya ile Anadolu köprüsü üzerinden dünyanın batısına bağlayan en önemli kavşak bitimi olan bölgede yer alır..Osmanlılar devrinde Bursa vilayetine bağlı olan Kepsut, mülki teşkilatın kuruluşundan 1283 Rumi senesine kadar Bursa’ya bağlı bir kaza olarak kalmış, 1867 tarihinde nahiye olarak Balıkesir sancağına bağlanmıştır. 27.02.1953 tarih ve 6068 sayılı Kanunla 1.3.1953 tarihinde bugünkü konumu olan Balıkesir iline bağlı bir ilçe haline gelmiştir.

Sındırgı

İlçemizin tarihi çok eski yıllara dayanmaktadır.Sındırgı´nın şehir olarak kuruluşu XVI.yy’dan daha eskilere dayanır. Antik dönemdeki adı ‘Carsea’ olan Sındırgı’da, mevcut verilere göre Sındırgı ve çevresinde Erken Tunç Çağ,Frig,Lidya, Klasik Yunan, Helenistik, Roma ve Bizans Dönemlerinin kesintisiz olarak yaşandığı anlaşılmaktadır.

İlçe merkezine yakın Helenistik Döneme ait tümülüsler, oda mezarları, Frig Kaya mezarı Lidya dönemi tümülüsler ilçenin günümüzden 2600 sene önce yerleşime sahip olduğunu anlatmaktadır

Balya

İlçenin kuzeybatısında yer alır.Kurulduğu tarih ile ilçenin adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. Hellenistik ve Roma Dönemine ait iskan kalıntıları bulunmakta, ilçe sınırları içinde Grek ve Pers Uygarlığı’na ait tümülüsler de görülmektedir. İlçenin kuruluşu maden yataklarının bulunması ile başladığı tahmin edilmektedir. Yine Kadıköy Kalesi diye anılan harabelerin Romalılar zamanında kaldığı anlaşılmaktadır

Dursunbey

Roma Uygarlığı döneminde Dursunbey civarına ABRİETTENE adı verildi. Abriettene bölgesinde merkez olan Dursunbey' in ismi de Hadrianeia idi. Hadrianeia (Dursunbey) Romalılar döneminde önemli para basım yerlerinden biri idi. Roma İmparatorları döneminde başta Hadrian, Antonius, Pivs, Faustina, Marcus Aurelius, gibi önemli imparator ve komutanlar isimlerini ve resimlerini taşıyan bakır ve gümüş paralar darb ettirmişlerdir. Hadrianeia ismi ünlü Roma İmparatoru Hadrian'dan gelmektedir. Dursunbey yöresine verilen "Hadrianeia" ismi de büyük olasılıkla onun şerefine kurulan bir şehir olduğunu göstermektedir. Hadrianeia şehrinin Milattan sonra 131-132 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir.

Dursunbey ilçesi, Ege iklim bölgesi içinde yer almakla birlikte yükseklik ve deniz esintilerine kapalı olması itibariyle yazlar daha serin,kışlar daha sert geçmektedir. Vejetasyon süresi oldukça kısadır.

Gönen

Kaplıcalar çevresinde yapılan hafriyatlar sırasında ortaya çıkan mozaikler, yazılı taşlar sütun başlıkları, madeni paralar gibi tarihi eserler Gönen’in, yerleşim yeri olarak kullanılmasının Milattan Önce’sine dayandığını göstermektedir.MS.II.yy. ait bulunan kitabelerde şehrin adı ‘Sıcak Su Şehri, Thermi’, hamamlarda ‘Granikaion Hamamları’ olarak geçmektedir. Bu kitabelerde, sıcak suyun şehir için önemli olduğu ve şifa dağıtan suyun insanlara sunulması için yardım yapan yönetici ve kişilerin isimleri belirtilmektedir

Manyas

Coğrafyacı Strabon’a göre bu beldenin en eski sakinleri Dolionlardır. Eski ismi Milotopolis veya Pemaninos olan Manyas’ın Ergili Mevkii’nde yapılan kazılarında, 6. ve 7. yy’a ait Doğu Yunan seramik parçaları elde edilmiştir. 12. Asır sonunda Anadolu Selçuklu Devleti çökünce Karesi Bey, bu bölgeyi egemenliği altına almıştı. Manyas 1337 yılından sonra ise Osmanlı idaresine geçmiştir. 1877 Osmanlı – Rus harbi sonucunda Kırım Türklerinden 25 hane, bölgeye yerleşmiştir. Çevre halkı tarafından Tatar Köy adı verilen ve çeşitli göçlerle büyüyen yerleşim, Bandırma’ya bağlı Manyas nahiyesi olmuştur. 1936 yılında 3012 Sayılı Kanunla Balıkesir’e bağlı bir ilçe haline gelmiştir

Susurluk

İlçemiz Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar ve Selçukluların egemenliklerinden sonra, Karesi Beyliği’nin idaresine geçmiştir. Osmanlı idaresine geçmesi Orhan Gazi zamanında gerçekleşmiştir

Bandırma

Bandırma’nın içinde bulunduğu bölgede yapılan kazı ve araştırmalardan, bu alanda M.Ö. 6. Bin yılının ortalarına uzanan Neolitik ve 5. Bin yılının sonlarına uzanan Kalkolithik yerleşmelerin olduğu tespit edilmiştir. Bandırma, sahip olduğu kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım olanakları ile, ulaşımı oldukça kolay bir yerleşim birimidir. Karayolu ile; Balıkesir üzerinden Ege’ye ve güneye, Bursa üzerinden tüm Anadolu’ya ve İstanbul’a, Çanakkale üzerinden de Trakya’ya, kısaca yurdumuzun her yanına rahat ulaşım olanağı olan bir kenttir.Denizyolu ulaşımında da Bandırma, son derece rahat bir konumda bulunmaktadır. Gelişmiş ve donanımlı limanı ile Marmara Bölgesinin giriş kapısı özelliğini taşımaktadır. 1998 yılında başlatılan İstanbul-Bandırma arasındaki hızlı feribot (araç + yolcu) ve deniz otobüsü (yolcu) seferleri, Bandırma – İstanbul ulaşımına büyük kolaylık getirmiştir. Yaz aylarında karşılıklı altı seferin üzerine çıkan yoğun taşıma programı ile, iki saat gibi kısa bir zamanda, üstelik rahat bir yolculukla İstanbul’a ulaşmak mümkündür.

Edremit

Edremit’in Türklerin eline geçmesi üç ayrı koldan Gerçekleştirilen mücadeleler sonucu olur.Sonuçta Türk akıncılarının komutanı Yusuf Sinan şehrin anahtarını alır ve bir hamam ile cami yaptırır.(Kurşunlu Camii)Osmanlı döneminde ise Edremit ve Akçay’daki tersanelerde, Kazdağları’ndan elde edilen kerestelerle gemiler yapılır.Midilli Adası’nın alınmasında Edremit Körfezi kıyılarında bir çok kahraman denizciler yetişmiştir. 9 Eylül 1922 tarihinde Edremit tam bağımsızlığına kavuşmuştur. 1671 hektarlık araziye yayılan ilçemizde; Kızılkeçili Çayı,Zeytinli Çayı,Edremit Çayı bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 300 m. sonra kızılçam ve sarıçam ormanları başlar. Beypınarı bölgesinde dünyada çok nadir görülen Kazdağı Göknarları mevcuttur.

Havran

Havran, Ege Bölgesi’nin Edremit Körfezi’ne doğru uzanan verimli bir ovası üzerine kurulmuş, denizden 33 m. yükseklikte bir yerleşim yeridir. İlçede zeytinlikler geniş alana yayılır. Ayrıca pamuk, baklagil ve tahıl tarımı yapılır. Meyvecilik özellikle narenciye yetiştiriciliği son yıllarda oldukça gelişmiştir. İlçede zeytinyağ fabrikaları da bulunmaktadır

Marmara Adası

Adada ilk yerleşme, antik çağda Miletoslularca olmuştur. Adada deniz kolonileri ile bağlanan yerleşim, 15.yy’dan itibaren de Türklerle devam etmektedir. Ada halkının çoğunluğu oluşturan Rumlar, yüzyıllarca Türklerle yan yana yaşamışlardır. Lozan Anlaşması Mübadele maddesi hükümlerince Rumlar, Yunanistan’a gitmek zorunda kalınca adaya özellikle Karadeniz Bölgesinden gelenler ile Girit Adası’ndan mübadele ile gelenler yerleştirilmiştir.

Antik ismi Prokonnesos olan ada, Kyzikos ile birlikte Delos deniz birliğine bağlanmıştır. İlk çağlardan bu yana mermer yatakları nedeniyle ülkeyi imar etmek isteyen Roma ve Bizans İmparatorluğu’nun en ünlü komutanlarının ilgisini çekmiştir. Osmanlı döneminde de yapılan cami ve sarayların mermerleri buradan sağlanmıştır. Marmara Adaları Marmara Denizi’nin güneybatısında ada Kapıdağ Yarımadası ile Şarköy arasında sığ bir deniz alanında yer alır. Marmara Denizi’ndeki adaların en büyüğü, ismi mermer ve Marmor ‘dan gelen Marmara Adası yaklaşık 110 km2 ‘lik bir alana sahiptir. Adanın en yüksek yeri, Radar Tepe olarak da bilinen İlyas Tepe’nin adeta denize kafa tutarcasına yükselişi, vahşi ve sarp görünümü yaşam dolu iklimi suyu, denizi ve nihayet denizle kaynaşmış insanıyla, özel bir konum ve niteliğe sahiptir. Marmara Adası 4 Temmuz 1987 yılına kadar Erdek ilçesine bağlı kalmış bu tarihten itibaren ilçe olmuştur. Marmara ilçesine bağlı 4 köy ve 2 beldesi vardır. Çınarlı Köyü, Gündoğdu Köyü Asmalı Köyü, Topağaç Köyü ile Saraylar ve Avşa Beldesi.

Adanın doğal yapısını oluşturan mermer ilkçağdan günümüze kadar önemli bir ihraç ürünü olmuştur. Çınarlı Köyü, isminden de anlaşılacağı gibi yüzyıllara meydan okuyup günümüze kadar ayakta kalmayı başaran, tarihi eser niteliğindeki çınarlarıyla ünlüdür. Balıkçılık da oldukça ilerlemiştir.Asmalı Köyü, adanın son İstanbul çıkış noktası olması nedeniyle yat turizmine oldukça elverişlidir. Turizmin yanında zeytincilik ve balıkçılıkla oldukça gelişmiştir. Eski ahşap Rum evlerinin hala kullanıldığı Asmalı Köyü’ nün birazı Pomak, çoğu Karadenizli olan sakinleri geçimlerini çam toplayarak ve balıkçılık yaparak sağlamaktadırlar. Rumlardan kalan bu eski tahta evler tarihten birer sayfa gibi duvarlarına yapılan resimleri asırlardır korumaktadırlar.Topağaç Köyü, adanın tarımsal faaliyetlerine en elverişli köyü olup, adanın sebze ihtiyacının önemli bir kısmını sağlamaktadır.

Bigadiç

İlçemiz Marmara ile Ege Bölgesi geçiş iklimi şartlarının etkisi altındadır. Genellikle yazları sıcak ve kurak, sonbahar mevsimi uzun ve ılık, kış ayları zaman zaman kar yağışlı, bazen kurak, ilkbahar kısa ve yağışlı geçmektedir.

Erdek

Erdek, Marmara Bölgesi’nin Marmara Denizi’ne doğru uzanan Kapıdağ Yarımadası’nda Erdek Körfezi’ndedir. Eski adı Arktonnesos olan Kapıdağ Yarımadası ile kuzey ve batı çevresindeki Marmara, Paşalimanı, Türkeli(Avşa), Ekinlik Adaları’ndan oluşmaktadır.

İvrindi

İlçe ormanlarında keklik, tavşan, bıldırcın üveyik, tilki, domuz gibi av hayvanlarının bulunmasının yanı sıra dağlık yüksek kısımlarda karaca ve ayı da bulunmaktadır

Savaştepe

Savaştepe ilçesi ulaşım olarak birçok yolunun asfalt olması ile köylerde ilçe merkeziyle il merkezi arasındaki ulaşımı çözmüştür. Balıkesir – Soma yolu ilçe merkezinden geçtiğinden, ilçe halkının genel olarak ulaşım sorunu yoktur. İlçe sınırları içinden İzmir- Ankara –Bandırma demiryolu hattı geçmektedir.

 

 
  Anasayfa     Pansiyonlar     Ücretsiz! Pansiyon Ekle  

Pansiyon Ara Bul Bir Favori Bilişim Hizmetidir
Top